Uludere - Roboski katliamı ile ilgili Almanya Sol Parti heyetinin raporu
- Details
- Category: Türkçe
- Created on Monday, 16 January 2012 21:34
Heyette yer alanlar:
Hamide Akbayir, NRW Sol Parti Milletvekili
Ali Atalan, NRW Sol Parti Milletvekili
Cansu Özdemir, Hamburg Sol Parti Milletvekili
Robert Jarowoy, Hamburg Sol Parti Belediye Encümeni ve Yazar
Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) Köyü'nde 28.12.2011 tarihinde meydana gelen hava operasyonu kapsamında 35 köylü hayatını kaybetmisti.
Toplam 36 köylünün Irak sınırına gidip „kaçakçılık“ yapıldığı akşam, F16'lar tarafından PKK´li zannedilerek üzerlerine bomba yağdırilmisti.
Yapılan bu hava saldırısında şans eseri hayatta kalan üç kişi hariç 35 kişinin tümü savaş uçaklarının bombalaması sonucu topluca katledilmislerdi.
Sabahleyin köylülerin gidip bakmaları ile bunların PKKli olmadığı ve Ortasu Köyü'nden alisverise giden köylüler olduğu ortaya çıkmistir.
Bu olayla ilgili bilgi almak, olayi yerinde incelemek ve katledilenlerin ailelerinin acisini paylasmak icin heyetimiz 01.01- 04.01.12 tarihleri arasinda Diyarbakir-Sirnak- Roboski de cesitli görüsmeler yapmistir.
01.01.2012 BDP il teşkilatı ve IHD ile görüşme
30.12.2011 tarihin de Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde iki Kürt gencin evden çıkartılıp özel timler tarafından infaz edilmesi sonucunda toplumda ve siyasete olusan gerginlik ortamini hem BDP il teşkilatı ile, hem de Diyarbakır İHD şubesi ile görüşme yapıldı. BDP il başkanı Zübeyde Zümrüt ile yapılan görüşme de, bu iki gencin insanların gözleri önünde yargısız infaz edildiğini, böyesesi yönelimlerin toplumun psikolojisini bozdugunu ve halk icinde gerginligi hayli arttirdigini belirtti.
Diyarbakır İHD sekreteri Recai Bilici ile yapılan görüşmede ise, olay yerine avukatların bırakılmadıklarını ve cenazelerin Diyarbakır'da otopsi edilmesi zorunlulğu olmasına rağmen Malatya'ya götürüldüklerini söyledi. Mazlum - Der, İHD ve Diyarbakır barosunun ortak oluşturdukları heyetin önümüzdeki günlerde konu ile ilgili ortak rapor hazırliyacaklarıni söyledi.
02.01.2012 Sur Belediye Başkanı ile görüşme
Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ile yapilan örüşmede hem bölgedeki genel durum ile ilgili, hem de son olarak Roboski de gerçekleşen katliama ilişkin bilgiler alındı.
Görüşmeden sonra Roboski katliamını yerinde izlemek üzere heyetimiz Şırnak'a hareket etti. Şırnak'ta BDP il teşkilatı ziyaret edildi ve daha sonra da Şırnak Barosu başkanı Neçirvan Elçi ve Baro yönetim kurulu üyeleri ile görüşme yapıldı. Görüşmeler çerçevesinde katliamin hukuki boyutu konuşuldu. Baro temsilcileri bu olayın basit bir olay olarak görülmemesi, uluslararası hukuki boyutunun araştırılması gerektigine vurgu yaptilar. Bu konu da Avrupa'daki hukukculardanda gerekli destegin verilmesi gerekliliğini acikladilar.
03.01.2012: Roboski köyü- Taziye çadırı ziyareti
Roboski köyünde taziyeleri kabul etmek icin bir taziye cadiri kurulmus, tüm köy halki 28.12.2011 tarihinden beri büyük bir yas ve öfke icindeydiler.
500 kisiye yakın köylü, şehıt aıllelerı ve yakınlarının toplandığı Taziye Cadırıni ziyaret ettik. Cadırda grup adına yapılan konuşmada şehıt aılelerıne ve kürt halkına başsağlığı dilendi. Daha sonra şehit aılelerı ve görgü tanıklarının olayla ilgili açıklamaları alındı.
Bize ilk önce açıklamayi olayda hayatını kaybeden Adem Ant'ın ablası, Narin Ant yaptı. Narin Ant Türk basının bu katliama ilişkin çok gecikmeli açıklama yapmasını eleştirdi.
Bu katliamın basit bir olaymış gibi sonradan basına yansıtan Türkiye medya kanalları cigliklarini duymamazliktan geldigini belirtti. Bu da devletin Kürtlere karsi gercek yüzünü ortaya koymustur diyen Narin Ant katledilen kardeşlerinin haklarini sonuna kadar arayacagini belirtti.
İkinci acıklama olayda hayatını kaybeden Adem Ant'ın nişanlısı Garibe Ürek yapti. Garibe Ürek açıklamasında yoksulluk ve fakirlikten dolayi nişanlısının da sadece evlilik hazırlıkları için sinir ötesi pazarlik (kacakcilik) yapma yoluyla para kazanma yolunu seçtiğini aktararak şunları ekledi:
Iki amca oglunun yasamini kaybettigi ve birisinin de hastahenede oldugunu belirten Garibe Ürek, yakinda yapmak istedikleri dügününü kana buladiklarini belirtti.
Eger burda is sahalari olsaydi, insanlar kacakciligi secmezdi. Ama bundan sonra Basbakan isyerleri de kursa, ölülerini geri getirmeyecegini, tanzimatlarla da acilarinin dinmeyecegini ve hatta Basbakanin özür dilemesini de istemediklerini acikladi.
Devletin kendilerine yönelik insafsizca yaklasimlarini elestiren G. Ürek, MHP nin olayla ilgili fasizan aciklamalarini kinadi. Ayrica HERON savas ucaklainin görüntülerinin aciklanmasini isteyeyen G . Ürek, ROJ TV de gerilalarin hic bir zaman bu yolu kullanmadigina yönelik PKK yetkililerin aciklamalarinin tam dogru oldugunu belirtti.
Görgü tanigi Servet Encü anlatiyor:
Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) Köyü'nde meydana gelen hava operasyonu kapsamında 35 kisinin hayatını kaybettigi toplu katliamda sağ olarak kurtulan 3 kisiden biri de Servet Encü idi.
O akşam grupla kaçakçılığa giden ve Katliamda 26’sının mensup olduğu Encü ailesinden gelen Servet Encü bize gördüklerini söyle anlatti:
“Yillardan beri “kacakcilikla” gecimimizi sagliyoruz. Bu işi babamız yapmış, dedemiz yapmıştir ve ve bizim yegane gecim kaynagimiz olmustur. Bu gelenek yüz yıldan beri vardir ve devam ediyor ve bunu herkes tarafindan da biliniyor, devlette biliyor. Buna anlayis götermiyenler gelin bu cografyanin ve bizim durumumuzu görsün ve ona göre konussun.
Biz fakirlikten dolayı gidiyoruz. Halkimizin buradaki geliri yok, onun için sırf 50 TL kazanmak için bu işi yapıyoruz. Biz sınır ötesinden mazot ve çaydan başka bir şey getirmiyoruz. Bu geçiş yolundan bizden başka kimse gitmiyor, bizim buradaki insanimiz gidiyor.
Yıllardan beri aynı patika yolunu kullanıyoruz. Biz o akşam kendi akrabalarimizla ve köylülerimizle yola çıktık. Yolda heronlarin üzerimizden gürültülerini duyduk, demekki cekimler yapiyorlardi.
Oraya vardığımızda eşyalarımızı aldık, dönmeye başladık. Sınırın sıfır noktasına vardığımızda köylüler bizi telefonla aradılar, yolların askerler tarafından tutulduğunu belirttiler. Askerler araçlarla üst bölgeye gelmişler, gelmeyin dediler. Biz de dedik, bizde silah falan yok iki bidon mazot var. Köylülerin sözünü dinlemedik ve yolumuza devam etik. Askerler yolumuzu kestiler. Geri dönmeye başladık. Bu esnada F16 jetleri geldi bizi bombaladı. Arkadaşlarımin hepsi öldü. Sadece ben sağ kurtuldum. Bir arkadaşımız yaralandı ikisi de geri Irak tarafına kaçtı. Ben de arkadaşlarımın arkasında geliyordum. Aramızda 50 metre vardı. Bombardımanın etkisi ile geri yokuşa düştüm ve yuvarlanmaya başladım. Tekrar bombalama devam etti. Üç sefer bombalama oldu. Ben karın içinden kendimi saklamaya çalıştım. Daha sonra hemen telefona sarılarak köylülere haber verdim. Köylüler olay yerine geldiler. Köylüler olay yerine geldiği zaman korkunç bir manzarayla karşıladılar. Sanki insanları benzinle yakmışsın bütün cesetler yanmışlardı. Cesetlerin parçaları her biri ayrı ayrı olmuştu. İlk hava saldırısında gruptan yarısı ölürken, diğer grup kendini kayalıkların arasına sakladı ve ikinci hava saldırısında kayalıklarla beraber yerin dibine girdiler ve köylüler kazma kürek getirerek onları yerin dibinden çıkardılar. Jetler öyle bir bombalar kullanmış ki ölen kişilerin beyinleri patlamıştı. Ölen kişilerin arasında 12 yaşında çocuk vardı, 14 yaşında çocuk vardı, öğrenciler vardı, 17 yaşında gencecik yaşta insanlar vardı. Onların içinde en büyüğü bendim ben de 31 yaşındayım. Diğerleri hepsi benden küçüktü. Hepsi de örgenciydi, okul masraflarını çıkartmak için o yola başvurdular. Kimisi Bitlis'te okuyor, kimisi Diyarbakır'da okuyordu.
Biz devletten davaciyiz, ölen insanlarimizin haklarini almak icin sizden de destek bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Daha sonra kadinlarin birarada toplandigi taziye cadirina gittik. Yürekler acisi agitlari ile karsilastigimizda gözyaslarimizi tutamadik. Savas ve olaylardan kadinlarin daha fazla etkilendigini bir daha gözlerimizle gördük. Bizim bu olayin muhakkak üzerine gitmemiz gerektigini ve gözlerinde adeta devlete ve Erdogana kin ve nefret vardi. Cünkü ana yüregi cocuk yasta katledilen cocuklerinin acisini daha degisik ortaya koyuyordu: Agitlar cekerek ve ayni zamanda dik duruslari ile hic bir kimseden korkularinin olmadigi ve davalarinda hakli olduklarini, her yerde savunacaklarini, devletin kendilerini sadece davalarindan vazgecirmek icin tazminat verme haysiyetsizligine basvurduklarini acik bir sekilde dile getirdiler.
„Tazminatin birer kursun olarak Erdogan ve AKP hükümetine iade ediyoruz. Acliktan ölsek te onlarin yardimini hic bir sekilde kabul etmeceyegiz. Gercek yardim cözümdür. Biz anne olarak türk annelerine cagiriyoruz: Siz de anne degilmisiniz, Nerede annelik duygulariniz, neden cigliklarimizi duymuyorsunuz?„ diye sözlerini bitirdiler.
Cok kapsamli aciklamalarin yapildigi taziye sonrasi bir grupla katledilen 35 kisiyi mezari basinda andik ve incelemelerimizi tamamlayip Sirnak üzeri Amed´e ordan da ertesi gün tekrar Almanya´ ya döndük.
Sonuc:
Cocuklarini, eslerini , kardeslerini, yegenlerini, nisanlisini ve sevdiklerini bu insanlik disi katliamda kaybeden, insanligin bittigi bir alan olarak geldi bize Roboski köyü. Köylülerden olayla ilgili aldigimiz bilgiler, mesajlar ve degerlendirmeler olayin tamamen planli bir sekilde yapildigi ve bu olayin pesinde olmamiz gerektigini ortaya koydu.
Katliamdan hemen sonra ve su ana kadar yapilan tartismalarda devlet yetkililerinin hem olayla ilgili hemde Kürt meselesiyle ilgili söyledikleri, devletin Kürt´lerin örgütlü gücüne yönelik daha sert yönelecegine isaret ediyor. Bu gerceklik, daha binlerin ve hatta onbinlerin ölümü anlamina geliyor. Basbakan Erdoganin olaydan sonra silahli kuvetlere „hasasiyetlerinden dolayi özzellikle tesekür“ etmesi, tehlike bir serecin basliyabilecegine isaret ediyor. Bütün demokratlarin, humanistlerin ve insan haklarini savunan cevrelerin, bu haksiz ve kirli savasin son bulmasi, Kürt sorununun demokratik ve bariscil cözümü icin harekete gecmesi gerekmektedir.
Bu kirli savasta, hem son katliamdan, hemde daha önce gerceklestirilen bütün katliamlardan dolayi hertürlü siyasi ve hukuki mekanizmalarin devreye sokulmasi gerekmektedir.
Aksi takdirde islenen bu insanlik sucunun ve yürütülen bu kirli savasin altinda bütün insanlik onuru ayaklar altinda kalacaktir. Özellikle demokrasiden ve özgürlükten sürekli bahs eden uluslar- arasi kurum ve kuruluslar sorumlu olacaktir. Bunlarin basinda Avrupa Birligi ve Birlesmis Milletler gelmektedir.
Yaptigimiz gözlemler ve olanaklarimiz cercevesinde olayi kamuoyuna tasirmak icin üzerimize düsen tüm görevlerimizi
yerine getirecegiz.
Sol Parti-Die Linke heyeti / ALMANYA


